Miyom Nedir?

Miyom (Myom)

Rahimdeki düz kas hücrelerinden kaynaklanan iyi huylu tümörlerdir. Genç  yaşlarda da ortaya çıkabilmekle beraber genellikle menaposa yakın yaşlardaki kadınlarda görülürler. Çok büyük çaplara ulaşanlar, rahimin iç tarafında yerleşenler kanama, ağrı  etraflarındaki organlara baskı yaparak kabızlık, idrar kaçırma ve idrar yapamama gibi şikayetlere neden olabilseler de pek çoğu herhangi bir belirtiye yol açmadan yıllarca sessiz kalabilir. Çok fazla ağrı kanama, kansızlık ve etraf organlara baskı bulgularına neden olamdığı sürece takip edilebilirler. Eğer bahsedilen şikayetlere neden oluyorlarsa ve çok büyük çaplara ulaşmışlarsa cerrahi olarak çıkarılmaları önerilir. Myomlar genel inanışın aksine rahim iç tabakasının hemen altında veya rahim iç tabakasında yerleşmedikleri sürece çocuk sahibi olmaya engel olmazlar. Eğer myomu olan kadının daha sonra çocuk doğurma arzusu yoksa ve yaşı menapos yaşlarına yakınsa myomla birlikte rahim de alınabilir. Miyomların cerrahi olarak çıkarılmaları gerekli ise, bu operasyon miyomun büyüklüğüne, sayısına ve yerine göre kapalı (laparoskopik) veya açık yöntemle yapılabilir. Kapalı yöntem yani laparoskopinin  avantajı karında kesinin olmayışı, hastanede kalış süresinin kısalığı, iyileşme süresinin daha az oluşudur. Açık yöntemin avantajı ise çok büyük ve çok sayıda myom olduğunda işlemin yapılması daha kolaydır.

Polip

Polipler rahim ağzı veya rahim içinde yerleşebilen bir tür iyi huylu tümördür. Myomlardan farklı olarak daha yumuşak yapıdadırlar. Düzensiz adet kanamaları ve ilişki sonrası kanamalara neden olabilirler. Çok nadiren kötü huylu hastalıklarla birlikte olabilirler. Ancak özellikle menapoz yaşında ortaya çıkanlarda rahim kanseri ile birlikte olma ihtimali yükselir. Kanamaya neden olabileceklerinden ve çok nadir de olsa kötü huylu potansiyelleri olabileceğinden, tespit edildiklerinde cerrahi olarak çıkarılmaları önerilir. Rahim ağzında yer alıyorlarsa, tedavi jinekolojik muayene  sırasında basitçe çıkarılmalarından ibarettir. Rahim içinde yer alanlarsa kürtaj ile veya histeroskopi ile çıkarılabilir. Histeroskopide rahim ağzı özel cihazlarla genişletildikten sonra içeriye yerleştirilen küçük çaplı bir kamera ve aletler ile polip görerek çıkarılabilir. Histereskopi veya kürtaj vajinal yoldan yapılan bir işlem olduğundan karından kesi gerekmez, ancak genel anestezi altında yapılmaları gereklidir.

Çikolata Kisti (Endometrioma)

Rahim içinde gebeliğin yerleşmesi için her adet döneminde hazırlanan, gebelik oluşmadığında ise atılan doku endometrium adını alır. Bu dokunun yani endometriumun rahim dışında herhangi bir yerde yerleşmesi durumu ise endometriozis hastalığıdır. Endometriozis en çok karın içinde, tüplerde, yumurtalıklarda ortaya çıkmakla birlikte, çok nadiren karın kasları, omurga gibi yerlerde de ortaya çıkabilir. Hatta kadınlara özgü bir hastalık olarak kabul edilmesine rağmen nadiren erkeklerde de endometrioz hastalığına rastlanmıştır. Hastalığın tam olarak neden ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte, rahim içindeki hücrelerin rahim dışına taşınması sonucu oluşabileceğine veya vücuttaki hücrelerin bazı nedenlerle bu hücrelere dönüşmeleri ile ortaya çıktığına inanılmaktadır. Endometrioz hastalığında her adet döneminde bu hastalığın bulunduğu odaklarda kanamalar oluşur. Bu hastalıkta bulunduğu yerlerde şiddetli ağrı ve yapışıklıklar olur. Yumurtalıklarda bu dokuları içeren, içi kahverengi, çikolata benzeri bir sıvıyla dolu kistler (endometrioma) ortaya çıkar. Bu kistler ve endometrioz hastalığına bağlı olarak şiddetli karın ağrıları, ilişki sırasında ağrı, adetin sancılı geçmesi, çocuk sahibi olamama gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Çikolata kistleri ultrasonografi ile tanınabilir. Ancak kist olmayan endometriozis durumlarında kesin tanı ancak cerrahi işlem sırasında konur. Bu amaçla endometriozis hastalığından şüphelenilen durumlarda  tanısal amaçla laporoskopi  uygulanabilir. Endometriomalar eğer çok büyük çaplara ulaşmadılarsa tedavide ilk seçenek olarak ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları ile ağrının azaltılması denenebilir. İyi huylu bir hastalık olmakla birlikte 5 cm’in üzerinde bir çapa sahiplerse, şiddetli ağrılara neden oluyorlarsa ve bu ağrılar ilaç tedavileri ile geçmiyorsa cerrahi olarak çıkarılmaları gerekebilir. Kistin çıkarılması için öncelikle kapalı (laporoskopik) yöntem tercih edilse de bazen açık cerrahi de gerekebilir. Endometriomaların cerrahi olarak çıkarılması sonrası tekrarlayabileceği ve kesin bir tedavisinin olmadığı unutulmamalıdır. Gebelikte endometrioz hastalığı geriler.

Çikolata Kisti Endometrioma

Vajinismus

Cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrı veya korkuya bağlı olarak ortaya çıkan kas  kasılmaları nedeniyle cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumu olarak ifade edilebilir. Cinsel ilişkiye duyulan aşırı korku, bu konudaki bilgi eksikliğine  bağlı olarak psikolojik nedenlerle  gelişir.  Cinsel ilişkinin vajina girişindeki enfeksiyonlar (vestibülit) ve bazı anatomik problemlere bağlı gerçekleştirilememesini vajinismus ile karıştırmamak gerekir. Vajisnismusda  vajende anatomik bir problem olmamasına karşın cinsel ilişkiye duyulan aşırı bir korku vardır. Bu korku nedeniyle tam cinsel birleşme esnasında vajene giriş mümkün olmaz. Bu kişilerin jinekolojik muayeneleri ve vajene ilaç uygulamaları da neredeyse imkansızdır.  Vajinismus tedavi edilebilen bir hastalıktır. Allta yatan nedenin ortaya çıkarılması için jinekolojik bir muayene yapılması, bunu takiben bu konuda uzman kişilerce tedavisi nin planlanması uygundur. (Link www.VajinismusMerkezi.com

Vajinal Akıntı

Tüm kadınlarda özellikle adet dönemlerinin ortasına denk gelen günlerde şeffaf, kokusuz bir akıntı olabilir. Gebelik döneminde özellikle doğuma yakın günlerde bu akıntının miktarı artar. Ancak akıntının renk değiştirmesi, kirli beyaz, sarı veya yeşil renk alması, kötü kokusunun olması ve vajina girişinde kızarıklık ve kaşıntının bu şikayetlere eşlik etmesi vajinal bir enfeksiyonu düşündürür. Vajinada pek çok parazit, bakteri ve mantar bir arada bulunabilir ve bu mikroorganizmalar topluluğuna” vajina floras”ı adı verilir. Vajinada bulunan laktobasil adı verilen yararlı mikroorganizmalar ürettikleri asit salgı ile vajinanın enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar. Dışardan alınan bir mikroorganizma vajinal enfeksiyona ve akıntıya yol açabileceği gibi, normalde vajende bulunan ve zararsız durumda olan bir mikroorganizma ağır hastalıklar, antibiyotik kullanımı sonrası enfeksiyon yapabilir duruma gelebilir. Vajinal akıntı durumunda jinekolojik muayene ve muayene sırasında alınan sürüntünün incelenmesi ile kolaylıkla hangi mikroorganizmanın enfeksiyona yol açtığı belirlenebilir. Lokal ve sistemik ilaçlarla tedavi düzenlenir. Vajinal enfeksiyonlarda genellikle gerekmemekle beraber inatçı, bir türlü iyileşmeyen, tekrarlayan enfeksiyonlarda kültür alınması gerekebilir. 

Düzensiz Adet  Kanamaları

Her kadın ergenlikte genital organların olgunlaşması ve yumurtlamanın başlaması ile adet görmeye başlar ve bu durum menopoz dönemine kadar devam eder. Bir adet dönemi,  adet kanaması başlangıcından diğer adet kanaması başlangıcına kadar hesaplanır. Bir adet döneminin 25-35 gün arasında sürmesi normal kabul edilir. Kanamanın daha kısa veya daha uzun sürmesinin, düzensiz kanamaların hormonal veya anatomik pek çok nedeni olabilir ve nedenin anlaşılabilmesi için detaylı inceleme gerekir.  Adetlerin  ilk başladığı ergenlik döneminde ve menopoza yakın yaşlarda genellikle yumurtlama düzenli değildir ve buna bağlı olarak adet dönemleri normalden uzun veya kısa olabilir. Ergenlik döneminde 15 günde bir adet görmek veya aylarca adet kanamasının olmaması, adetlerin çok uzun ve çok kanamalı olması sık karşılaşılan durumlardır. Adet kanamaları genellikle hormonal düzenin sağlanması ile 18 yaşından sonra düzene girecektir. Ergenlik dönemindeki bu düzensizlikler altta yatan önemli bir neden veya  kansızlık gelişecek kadar yoğun kanamalar yoksa olağan kabul edilmeli ve gereksiz hormonal tedavilerden kaçınılmalıdır. Benzer şekilde menopoz öncesinde de adetler seyrekleşebilir veya sıklaşabilir. Bu dönemi de doğal bir geçiş dönemi olarak kabul etmek doğru olacaktır. Ancak adet kanamalarının aşırı olması veya çok sık adet görmek rahimde myom, polip gibi hastalıklara, rahim veya rahim ağzı kanserine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle adet düzensizliklerinde mutlaka doktor kontrolü yapılmalı, herhangi bir önemli hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Rahim veya rahim ağzı kanserinden süphelenilen durumlarda kesin tanı için biyopsi ve küretaj  yapılması gerekir. Adet düzeni hormonal nedenlere bağlı olarak da bozulabilir. Beyinde hipofiz bezinde üretilen prolaktin hormonunun fazlalığında, tiroid hastalıklarında, polikistik over hastalığında (PKOS), aşırı stres, aşırı kilo alma-verme dönemlerinde ve çok ağır spor yapanlarda da adet düzeni bozulabilir. Tedavi adet düzensizliğine neden olan etkene göre düzenlenir. 

Yumurtalık kisti

Yumurtalıklar rahimin iki tarafında yer alan ve üreme çağı boyunca kadınlık hormonlarının ve yumurtanın üretiminin sağlandığı organlardır. Bir kadının hayatı boyunca yumurtalıklarında kist adı verilen içi su dolu kesecikler oluşabilir. Bu kistlerin pek çoğu iyi huylu, tıbbi bir zarara yol açmayacak ve geçici özelliklerdedirler, bundan dolayı büyük bir zarara yol açmazlar. Çok nadiren kistin çapının 10 santimin üzerine çıkması, kistin kendi etrafında dönmesi, kistin parlaması veya kist içinde kanama olması durumlarında şiddetli karın ağrısı ve adet düzensizlikleri olabilir. Belirttiğimiz bu durumlar dışında genellikle kistlerin cerrahi olarak çıkarılması gerekmez ve ultrasonografi ile takipleri yeterlidir.

Polikistik Over Sendromu (PKOS)

 Polikistik Over Sendromu (PKOS) adet düzensizliği, tüylenmede artış, yumurtlamada düzensizlik, kısırlık gibi sorunlara yol açabilen  ve bu bulguların bir ya da birkaçı ile birlikte karşımıza çıkabilen kompleks bir hastalıktır. Tam olarak neden ortaya çıktığı bilinememekle birlikte yumurtalıklarda yumurtlamayı sağlayan hormonları düzenleyen mekanizmalardaki problemlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. PKOS hastalarında ultrasonda yumurtalıkların içinde, yumurtalık etrafına dizilmiş, inci kolye tarzında küçük kistik yapılar vardır ve bu görüntü polikistik over adını alır. Polikistik over ile polikistik over sendromu yani PKOS aynı şey değildir. Tüm kadınların %10’unda yumurtalıklarda ultrasonda polikistik over görüntüsü olabilir, ancak bu kadınların tümünde PKOS hastalığı olacağı anlamına gelmez. Ultrasonda yumurtalıkların polikistik görünümde olmalarının yanı sıra kanda erkeklik hormonlarının yüksek bulunması, adet düzensizliği veya muayenede erkek tipi tüylenme olması PKOS tanısı için şarttır. PKOS hastalarının %60’ı şişman veya aşırı kiloludur. Ancak zayıf hastalarda da PKOS olabilir. PKOS olan hastalarda bir başka problem insulin direnci olması ve şeker hastalığına yatkınlıktır. PKOS tanısı alan kişilerde adet düzensizliği, tüylenme ve yumurtlama problemleri gibi kısa vadeli sorunların yanında, ileri yaşlarda gelişebilecek hipertansiyon, şeker hastalığı gibi problemlerde göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle ömür boyu kilo artışının önlenmesi, spor yapma alışkanlığının oturtulması ve uygun şekilde beslenme çok önemlidir. Adet düzensizliği veya tüylenmede artış şikayeti olan PKOS hastasında hasta şişmansa ilk önerilen kilo kaybı ve egsersizdir. Bu başarıldığında hastaların büyük çoğunluğunda uzun vadede adetler düzene girecektir. Eğer hasta zayıfsa veya şişman ve kilo kaybettiği halde şikayetleri gerilemediyse tüylenmeyi azaltıcı ilaçlar, doğum kontrol hapları, progesteron hormonu veya ağızdan alınan şeker ilaçları (oral antidiyabetikler) önerilebilir. Unutlmaması gereken nokta tüm bu tedavilerin PKOS’u yani hastalığın kendisini değil, sonuçlarını yani adet düzensizliği, tüylenme artışı gibi bulguları tedavi ettiğidir. Tüm bu tedavilerin uzun süreli kullanılması ve tedavi sonuçlarını görmek için sabırlı davranılması gerekir. PKOS hastalarında yumurtlama düzensiz olabilir ve bu hastalar kısırlık nedeniyle de doktora başvurabilirler. Ancak tüm PKOS hastalarının çocuk sahibi olmakta güçlük çekeceğini söyleyemeyiz. Kendiliğinden zahmetsizce çocuk sahibi olan pek çok PKOS hastası vardır. PKOS hastalarının gebeliklerinin düşükle sonuçlanma ihtimali bir miktar artar. Bu hastalarda bebekte gelişme geriliği, hipertansiyon, gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diyabet) gibi sorunlarda yaşanabilir. Bu nedenle PKOS hastalarının gebelikleri bu sorunlar açısından yakın takip edilmeli, kilo kontrolü, tansiyon ölçümleri, gebeliğe bağlı şeker hastalığı testleri zamanında yapılmalıdır.

Ağrılı Adet Görme (Dismenore)

Adetten 24 saat önce başlayan, adet sırasında da devam ederek adet bitimine yakın ortadan kalkan, genellikle alt karın bölgesinde, bazen de belde ve bacaklarda hissedilen aralıklı kramp tarzı ağrılar dismenore olarak adlandırılır. Kadınların büyük kısmı adet sırasında sancı hisseder ve bu sancı yumurtlama ile birlikte muhtemel bir gebelik için hazırlanan rahim içi dokusu endometriyumun gebelik oluşmadığında atılmasını sağlamak için ortaya çıkan rahim kramplarına bağlıdır. Adet döneminde salgılanan prostoglandin adı verilen maddeler rahim içi dokusunun parçalanarak atılmasını, rahimde oluşan kramplarla bu sırada ortaya çıkacak kanamanın azaltılmasını sağlar.  Her ne kadar bu mekanizma üreme fonksiyonlarının devamı için gerekli olsa da ortaya çıkan ağrı rahatsız edicidir. Ağrı kadınların az bir kısmında günlük aktiviteleri etkileyecek şekilde şiddetli olabilir. Eğer ağrılar çok şiddetli ise ağrı kesici ilaçlarla tedavi önerilir. Dismenore tedavisi için önerilen ilaçlar non-steroid antienflamatuar özelliktedirler ve adet başlamadan  24 saat öncesinden başlanıp, adet boyunca devam edilmesi önerilir. Eğer hasta çocuk sahibi olmak istemiyorsa, ağrı kesicilerle yanıt alınamayan durumlarda düşük dozlu doğum kontrol hapları da tedavide kullanılabilir.

Eğer dismenore ilk adetin başladığı dönemlerden itibaren yoksa, sonradan adetler sancılı geçmeye başladıysa bu durum rahimde ve yumurtalıklarda bir sorun olduğunu düşündürür ve jinekolojik muayene gerekir. Myom, adenomyozis, yumurtalıklardaki iltahaplar, karın içi yapışıklıklar, kaymış veya rahime gömülmüş spiraller, endometriozis, rahim ağzında yapışıklıklar, zor doğumlar sonrası ortaya çıkan rahimi yerinde tutan bağlarda yırtıklar (Allen-Masters Sendromu) dismenoreye neden olabilir. Bu hastalıkların uygun şekilde tedavisi ağrıyı ortadan kaldıracaktır.

İdrar Kaçırma (İnkontinans)

Her türlü idrar tutamama şikayeti inkontinans olarak tanımlanır. İdrarın istemsiz olarak damlalar şeklinde veya yoğun biçimde kaçırılması söz konusudur. İdrarın tutulmasını sağlayan idrar yolu başında yer alan kasın fonkisyon bozukluğuna, mesane kasının işlev görmemesine, İdrar yollarında ortaya çıkan enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı kas sinir hastalıkları durumlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Çok ve zor doğum yapmış kadınlarda, kilolu kişilerde daha çok görülür. Gençlerde de görülebilmekle beraber, ileri yaşlarda daha sık olarak karşımıza çıkar. Değişik idrar kaçırma tipleri ve nedenleri vardır.

  1. Stres İnkontinans:  Karın içi basıncını arttıran öksürme, hapşırma, gülme ve ağır spor sırasında istemsiz olarak idrar kaçırılmasıdır. Genellikle çok doğum yapan, doğumları zor geçen kadınlarda idrarın tutulmasını sağlayan pelvik taban kaslarındaki sorunlara veya rahimi ve mesaneyi yerinde tutan bağlardaki gevşemelere bağlı olarak karşımıza çıkar.

  2. Urge (Sıkışma) Tipi İnkontinans: Burada idrar hissedildiği anda tuvalete yetişemeden idrar kaçırma sözkonusudur. Genellikle yaşlılarda ve idrar yolu enfeksiyonlarında görülür.

  3. Overflow (Taşma) Tipi İnkontinans: Mesane dolmadan sızıntı şeklinde idrar kaçışı sözkonusudur. Mesane tam boşalamaz ve idrar yaptıktan sonra mesanede idrar kalır.

İdrar kaçırma şikayeti ortaya çıktığında ilk yapılması gereken ayrıntılı muayene ve hastanın  ne şekilde idrar kaçırdığının, idrar kaçırmanın günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğinin belirlenmesi ve uygun testlerin yapılmasıdır. İdrar günlüğü adı verilen, hastanın ne zaman, ne şekilde ve sıklıkla idrar kaçırdığının belirlenmesini sağlayan ve hastanın kendisi tarafından doldurulan formların kullanılması yararlı olacaktır. (Bakınız Şekil 1: İdrar günlüğü örneği). İdrar kaçırmaya neden olabilecek altta yatan hastalıklar mutlaka araştırılmalıdır (idrar yolu enfeksiyonları, mesane sinirlerini etkileyebilecek bir omurilik tümörü, şeker hastalığı gibi).

Ayrıntılı muayene ve testlerden sonra öncelikle nedene yönelik tedaviler seçilir. İdrar kaçırmaya neden olacak sistemik bir hastalık olmadığı belirlendikten sonra ilk önce davranış tedavileri denenir. Pelvis taban kaslarını güçlendiren Kegel egzersizleri ile idrar kaçırma %30-40 azalabilmektedir. Kegel Egzersizleri vajina etrafında yer alan, idrar tutmayı sağlayan kasların güçlendirilmesini sağlar. Bu amaçla vajinanın 5 saniye sıkılıp, 5 saniye bırakılması şeklinde günde 10-15 kez yapılarak başlanılan bu egzersiz günde 100’e kadar çıkabilir. Bu uygulama sırasında karın ve bacak kaslarının serbest bırakılması ve doğru kasın kasıldığından emin olunması önemlidir. Pelvis taban kaslarının elektriksel olarak uyarılması, çeşitli ilaç tedavileri, vajinal ve karın yoluyla yapılan operasyonlar idrar kaçırma şikayetinin tedavisi için kullanılabilir .

Gebelikte, özellikle gebeliğin ikinci yarısında idrar kaçırma şikayetleri olabilir. Bu durum doğaldır ve doğum sonrası normale dönecektir. Doğum sonrası 6. Aya kadar idrar kaçırma şikayetleri uzayabilir. Ancak daha uzun süren durumlarda mutlaka doktor kontrolü ve muayene gerekir. Kegel egzersizleri gebelikte idrar kaçırma şikayetini azaltmada da yararlı olacaktır ve gebelik boyunca yapılabilir. Ayrıca pelvis taban kaslarının bu yolla güçlendirilmesi, doğumun daha rahat yapılmasına da katkıda bulunacaktır.

 

İdrar Günlüğü Örneği

İdrar Günlüğü Tablosunu Bilgisayarınıza İndirmek ve Çıktı Almak İçin Lütfen Tıklayınız İdrar Günlüğü

 

    Adresİslam Kerimov Cd. Çınarlı Mh. Martı Tower K:7 D: 709 -710 Bayraklı - İZMİR   Telefon 232.461 20 82   Cep Telefonu  532.646 60 55   Elektronik Posta  info@yesimbaytur.com   Facebook